Yüce dinimiz İslâmiyet’in amacı,Kuran ve sünnetle bize gösterilen prensiplere uyarak hem bu dünya hayatımızın hem de ebedi olan ahiret hayatımızın ihyası için çalışmamızı sağlamaktır. İnsanın iki dünyada da saadet ve selametini, huzur ve güvenini temin edebilmesi için en korunaklı sığınma yeri ailedir. Aile toplumun yapı taşı ve imamesi gibidir. Tesbihi bir arada tutan imame koptuğunda boncuklar nasıl dağılırsa aile olmadığında da toplum öylece yok olur gider.
Toplumda huzur ve mutluluğu ihdas etmek istiyorsak önce aileden başlamalı ve ailelerde huzur ve mutluluğu temin etmeye çalışmalıyız. Ailenin mutluluğunu bozacak, hayatlarını zehir edecek, yuvalarını zindana çevirecek, âdetâ yaşanılmaz, hale getirecek bir çok şey olduğu gibi, mutluluğunu sağlayacak, âile yuvasını cennete çevirecek güzel şeyler de vardır. Yeter ki eşler bunun bilincinde olsunlar ve aile mutluluğunu bozacak kötü tutum ve davranışlardan sakınsınlar, kendilerini mutlu edecek güzel tutum ve davranışlara yönelsinler.
Biz burada aileyi mutlu kılacak bazı esaslara dikkati çekmek istiyoruz.
Lüks ve israftan kaçınmak temel ilke olmalı medyanın ve toplumun dayatmalarına karşı dikkatli ve uyanık olunmalıdır. İnsanın imkanları sınırlı, medyanın dayattığı ihtiyaçlar ise sınırsızdır. Günümüzde ihtiyaç olmayan şeyleri temel ihtiyaçmış gibi gösteren yayınlara dikkat edilmelidir. İhtiyaç olduğunu düşündüğümüz şeylerin birçoğunun aslında ihtiyaç değil,istek olduğunu görürüz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmalı,gereksiz harcama ve borçlanmalara girmemeliyiz. Borçlu ve sorumluluk sahibi bir insan asla psikolojik olarak huzurlu olamaz.
Aile de huzurun en önemli ayağını teşkil eden bir diğer unsurda anne ve babanın arasındaki sevgi, saygı ve karşılıklı muhabbettir. Bu muhabbet bağı ne derece güçlü olursa ailede yetişen çocuklarda o oranda toplumla barışık huzurlu ve mutlu bireyler olarak yetişir.
Aile içerisinde mutluluğu sağlayacak hususlardan biri de eşlerin nankör olmamalarıdır. Evlilik hayatında, gerek erkek ve gerekse kadın nankör olmamalı, eşinin kendisine yaptığı iyilikleri unutup daima kötülükleri anmamalı, aksine kötülükleri unutup daima iyiliklerini hatırlamalıdır. Eşler ilişkilerinde empati yapmalıdır. Erkek hanımına fırsat buldukça yardım ederek onun halini anlamaya çalışmalıdır. Eşler birbirlerini gıyabında anne baba ve akrabalarının yanında kötülememelidirler. Eşler rakip değil ekip olduklarını unutmamalıdırlar.”Onlar, sizin için bir elbise siz de onlar için elbisesiniz”(bakara-187) Elbise korur,güzelleştirir, ayıpları örter.Ailenin bir mahremiyeti vardır ki o korunmalıdır.
Hayatımızın her safhasında elimize geçmeyecek şeylerin hayalini kurup onların peşinden sürüklenip gitmektense elimizde bulunan imkanları en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. Olmayacak şeyleri temenni etmek haset ve kin duygularını beslemektedir. Eşimiz bizim hayat arkadaşımız, aynı yastığı paylaştığımız, dert ortağımız olan insandır. Hayatı beraberce huzurlu geçirmek için aile hayatımızda olmayacak şeyleri temenni edip huzurumuzu kaçırmak ve bu sebeple birbirlerimizin hatalarını ön plana çıkartmak yerine, birbirimize hayrı ve güzelliği tavsiye etmemiz gerekir. Yüce Rabbimizde bizlerden bunu istemektedir.
Tevfik Savcu
Sandıklı İlçe Vaizi