01.12.2021

Ailemizi Korumak Zorundayız

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ve eşi Seher Erbaş, “Aile: Sevgi, Şefkat ve Merhamet” konulu Yurt Dışı Aile Semineri programına katıldı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ve eşi Seher Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünce çevrim içi olarak gerçekleştirilen seminer programında aile konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Programa iki torunuyla katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ve eşi Seher Erbaş, Diyanet Radyoları Genel Yayın Yönetmeni Aykut Burak Şimşek’in sorularını cevapladı.

Şimşek’in, İslam’da aile olgusunu ve aileyi nasıl anlamamız gerekiyor sorusu üzerine Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, ailenin İslam dininde toplumun çekirdeği olarak kabul edildiğini belirterek, şunları söyledi:

“Ailenin ne kadar önemli olduğunu anlamamız için bir kere ilk insanın tek başına bırakılmadığı ve hemen yanında bir eşinin de yaratılmış olduğunu biliyoruz. Onların çocukları oldu, çocukları ile birlikte bir aile oldular ve bütün insanlığın ilk örneği Hz. Adem, Hz. Havva ve çocuklarıyla birlikte bir aile oluşturdular. Sonra Peygamberlere bakıyoruz, tüm Peygamberlerin bir ailesi var. Hz. İbrahim'e bakıyoruz. Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselam Efendimize bakıyoruz, ehlibeytin onun hayatında ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Esasında biz namazlarımızda okuduğumuz Allahümme Salli ve Allahümme Barik dualarıyla ailemize dua ediyoruz. Burada hem Peygamber Efendimize hem Hz. İbrahim’e dua ediyoruz hem de onun ailesine dua ediyoruz. Aslında Hz. İbrahim'in ailesine dua etmekle kendimize dua ediyoruz, kendi ailemize dua ediyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki, İbrahim'in zürriyetindeniz. Soyumuz Peygamberler, Peygamber Efendimiz aracılığıyla Hz. İbrahim'e kadar dayanıyor. Onun ailesi, bizim ailemiz demektir, çünkü onun zürriyetindeniz. Dolayısıyla bu kadar önemli olan bir müesseseye bütün Müslümanlar namazlarında dua ediyorlar. Kendi ailemize dolaylı bir şekilde dua etmiş oluyoruz.”

Evlilik müessesesini canlı tutmak gerektiğini kaydeden Başkan Erbaş, bu hususta özellikle aile büyüklerinin gençlere yardımcı olmaları gerektiğine işaret etti.

Sorumluluk almak istemedikleri için evlilikten uzak duranlara tavsiyelerde bulunan Başkan Erbaş, “Evlilikte paylaşmak vardır. Sorumluluğu karşılıklı paylaşırlarsa bu kolaylaşır. Korkulacak bir şey olmadığını düşünüyorum. Bekarlarımıza tavsiyemizi yapmış olalım. Hatta çocuklarla bu sorumluluğu paylaşmak lazım. Sorumluluğun ne kadar önemli olduğunu ama korkulacak bir şey olmadığını da vurgulamamız lazım.”

“Sevgi, saygı, sadakat, sabır, selamet”

“Evliliğe adım atmakla benlikten çıkıp biz oluyoruz. Orada ben yok, ben dediğiniz zaman sıkıntılar başlar.” ifadesini kullanan Başkan Erbaş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hani 5S formülümüz var ya, sevgi, saygı, sadakat, sabır, selamet diyoruz. Ailenin eğer sağlıklı bir şekilde yürümesini istiyorsak, ki bunu herkes ister, istemeyen olmaz, orada karşılıklı sevgi, saygı olacak. Sadakat yani dürüstlük, bu çok önemli. Çocukların anne babalarına karşı, eşlerin birbirlerine karşı çok dürüst olması lazım. Sadakat burada çok önem arz ediyor ama sabırsız bunlar olmaz. Cenab-ı Hak, Peygamberlere sabırla ilgili dua öğretiyor; ‘Allah, sabredenlerle beraberdir.’ ‘Rabbimiz bizim üzerimize sabır yağdır.’ buyuruyor. Sabrın en çok lazım olduğu yer ailedir. Ailede eşler birbirlerine karşı sabırlı olacak, çocuklar kendi aralarında sabırlı olacak, anne baba çocuklarına karşı sabırlı olacak, çocuklar anne babalarına karşı sabırlı olacak. Ailenin sağlıklı bir şekilde yürümesini en önemli ilaçlarından birisi sabırdır. İşte o zaman bi s ile başlayan ailede selamete bu şekilde ulaşmak mümkündür.”

“Sevginizi gösterin”

Sevgiyi hissettirmek kadar söylemenin de önemli olduğu değerlendirmesinde bulunan Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

“Tabi sevgiyi hissettirmek çok önemli ama Peygamber Efendimiz, ‘Sevdiğiniz kişilere sevdiğinizi söyleyin.’ buyuruyor. Peygamber Efendimiz bizim önümüzü her konuda açıyor. Sevgide Peygamber Efendimiz nasıl örnek olmuş, neler söylemiş, hangi konuları tavsiye etmiş? Mesela ailede çocuklara sevginin hissettirilmesi ya da söylenilmesi konusunda da çok önemli bir örnek var. Peygamber Efendimiz bir gün yolda bir arkadaşıyla sahabeden birisiyle yürürken çocukları oynarken görüyor, gidiyor onları seviyor, okşuyor, öpüyor, küçücük çocuklara sevgisini belirtiyor. Yanındaki kişinin biraz tuhafına gidiyor ve diyor ki, ‘Ya Rasulallah, siz çocukları böyle sever misiniz, öper misiniz, ben onları, benim diyor işte on kadar çocuğum var, daha hiç birisini böyle sevip öpmedim diyor.’ Öyle deyince Peygamber Efendimiz, ‘Allah senin kalbinden merhameti çekip çıkartmışsa ben sana ne yapabilirim.’ diyor. Muhteşem bir söz. Dolayısıyla bu şekilde sevgiyi göstermek, esasında bir merhamet göstergesidir. Sevgi göstermemek de demek ki merhametsizlik göstergesidir.”

Evlilikte vefa kavramının da önemli olduğunu kaydeden Başkan Erbaş, “Vefa, ailede olunca çok daha anlamlı oluyor. Yani eşlerin birbirine vefa göstermesi, çocukların büyüklerine vefa göstermesi. Vefasızlık, toplumda çok büyük bir hastalık ama ailede olursa bu daha büyük bir hastalık. Çocukların, vefat etmiş aile büyüklerine Kur’an okuyup ruhlarına göndermeleri, onları anmaları bir vefa göstergesidir.” diye konuştu.

Kur’an-ı Kerim’de anne babaya nasıl davranılacağı hususunda ayetler olduğunu hatırlatan Başkan Erbaş, “Kur'an-ı Kerim'de İsra Suresi’nde buyuruyor ki Rabbimiz, ‘Anneniz, babanız yanınızda yaşlandığı zaman onlara kol kanat gerin. Nasıl ki onlar siz küçükken rahmet ve merhamet ile sizlere kol kanat gerdilerse siz de onlara kol kanat gerin, onlara ‘öf’ bile demeyin ve onlara güzel sözlerle hitap edin.’ Ne kadar önemli. Yani ailede çocukların anne babalarına nasıl hitap edeceği ile ilgili dahi ayet-i kerime ilkeleri ortaya koyuyor. Nedir ilke? Onlara ‘öf’ bile demeyin. Cenab-ı Hak, ailedeki sevginin, saygının, bağlılığın, vefanın ortadan kalkmasına müsaade etmiyor.” ifadelerini kullandı.

“Bayramları tatile dönüştürmeyelim”

Başkan Erbaş, ailede sağlıklı iletişim konusunda da şunları söyledi:

“En büyük problemlerimizden birisi de bayramlarda bayramı tatile dönüştürmek. Buna da dikkat çekmemiz lazım burada. Bayramlar, aile fertleri birbirleriyle bir arada olsunlar, bayramlarını tebrik etsinler, otursunlar, birlikte yemek yesinler, sohbet etsinler. Sohbet kültürü bizim medeniyetimizin en önemli zenginliklerinden birisidir. Sahabi kelimesi de oradan geliyor, sohbet arkadaşı demektir sahabi, ashab.  Dolayısıyla insanın çocuklarıyla, torunlarıyla oturup sohbet etmeleri, geçmişi yad etmeleri, yani aile bağlarını güçlendirmek için aile büyüklerini anmaları, bunlar gerçekten çok büyük zenginliktir. Şu anda bizi dinleyen kardeşlerimize tavsiyemiz; çok fazla arayı uzatmadan birbirlerini ziyaret etmeleri, aynı şehirde ise hele bunu çok daha sık yapmaları, farklı şehirlerde ise en azından bayramlarda mutlaka bayram ziyaretlerini yapmaları, mesela eğer annesi, babası yanında değilse ya da uzakta ise cuma günleri telefonla onları aramaları.”

Hz. Peygamberin bir hadis-i şerifinde, “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz.” buyurduğuna dikkat çeken Başkan Erbaş, “Bu sizin çocuğunuz da olabilir, başkaları da olabilir. Özellikle ailede sevdirerek çocuklara bunu yaptırmak, müjdeleyerek,  nefret ettirmeyerek onlara güzellikleri, iyi davranışları öğretmek gerçekten çok önemli.” dedi.

“Çocuklarımıza iyi rol model olmalıyız”

Çocuklar için rol modelin önemini belirten Başkan Erbaş, “Çocuklarımız eğer namaz konusunda soğuk davranıyorlarsa kendimize bir bakmamız lazım. Yani biz çocuklarımızın gözünün önünde namaz kılıyor muyuz, kılmıyor muyuz? Teşvik ediyor muyuz, etmiyor muyuz? Gönlüm ister ki çocuklarımız bizler evde gözlerinin önünde namaz kılıyor olarak bizi göre göre büyüsünler. Yalan söylediğimize hiç şahit olmayarak büyüsünler. Dolayısıyla ailemizin buna çok dikkat etmesi lazım. Çocukların büyüme sürecinde hal ve hareketlerimize dikkat etmemiz lazım. İbadetlerimizi ihmal etmememiz lazım, namaz, oruç, diğer konular, hayır hasenat konularında. Camiye gittiğimiz zaman çocuğumuzu alıp camiye götürmemiz lazım. Herhangi bir hayır hasenat yapacağımız zaman o hayır yapacağımız maddeyi, para olur başka şey olur, çocuğumuza verip çocuğumuzun onu vermesini sağlamamız lazım.” şeklinde konuştu.

Çocukların büyüme sürecinde anne babayı dünyanın en akıllı insanları olarak gördüklerini, okula gittikten sonra da anne ve babanın rolünü öğretmenin üstlendiğini aktaran Başkan Erbaş, “O açıdan öğretmenin buradaki vazifesi de gerçekten çok önemli. Bizim 4-6 yaş grubu Kur'an kurslarımızda Değerler Eğitimi veriyoruz. Değerler Eğitimi ile Peygamber Efendimizin, ‘Çocuklarınız yedi yaşına gelinceye kadar onlara temel dini bilgileri öğretiniz.’ hadis-i şerifi de burada devreye giriyor. Biz niye buna önem veriyoruz. Çünkü insanoğlunun karakter yapısının büyük oranda oluştuğu yaşlardır o yaşlar. Dolayısıyla anne, babalar ve öğretmenler küçük yaşlarda çocuklara rol model olmalılar. Bir Müslüman hem insan olarak hem de Müslüman olarak nasıl olması gerekiyorsa öyle yaşamalı ve çocukları da onları öyle görerek büyümeli, işte o zaman biz sağlıklı bir topluma kavuşmuş oluruz.” ifadelerini kullandı.

“Annelik, en önemli iştir”

Annenin çocuğun yetişmesindeki önemine vurgu yapan Başkan Erbaş, “Gönül ister ki her anne çocuğunu kendisi büyütsün. Çünkü anne gibi olabilir mi bir başka bakıcı. Çalışan anneler var, onları da anlıyoruz ama ben diyorum ki eğer imkanı varsa çocuğunu büyütmeye daha fazla zaman ayırsın. Yani kendi elinde şekillenen, kendi elinde büyütmüş olduğu çocuğu bir başkasının elinde büyüyen çocuk gibi olmaz. Ben özellikle kardeşlerimizin, annelerin buna çok dikkat etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Annelere bazen işte çalışıyor musun, çalışmıyor musun diye sorarlar. Ben çalışmayan anne düşünmüyorum, her anne çalışıyor, kimisi evde çalışıyor kimisi de hem evde hem dışarıda çalışıyor. Yani evde çalışan dışarıda çalışmayan da çalışıyor. Çünkü en önemli iş anneliktir ve onun evinde çocuğuna bakması, çocuğunu güzel bir şekilde yetiştirmesi ve imkanı varsa, tekrar ediyorum, imkanı varsa buna daha çok zaman ayırması önemli olur. Çalışan kardeşlerimiz, annelerimizin de mümkün olduğunca çocuklarına daha fazla zaman ayırmasını ben çok daha kıymetli olduğunu düşünüyorum. En önemli hususlardan birisi de, babaların bu fedakarlığı ortak olması lazım. Yani benim çocuklarımın yetişmesinde annenin onlarla daha fazla zaman geçirmesi gerekir, ben fedakarlık yapayım demesi lazım babaların. O zaman çok daha sağlıklı bir aile olarak hayatlarına devam ederler.” değerlendirmesinde bulundu.

“Ailenin bütün fertlerini dikkate alan yayınlar yapıyoruz”

Diyanet İşleri Başkanlığının aileye yönelik yaptıkları yayınlar hakkında bilgi veren Başkan Erbaş, şu ifadelere yer verdi:

“Diyanet Tv çocuklarımıza yönelik yoğun materyaller üretiyor. Diyanet Tv’de üç saat kadar çocuk programları var. Radyolarımızda yine bazen televizyonla eş zamanlı olarak çocuk programlarımız var. Peygamber Efendimizin, hayatının anlatıldığı 160 bölümlük çocuklara yönelik Asr-ı Saadet radyo tiyatrosu var. Ben bunu insanımıza, kardeşlerimize tavsiye ediyorum, çocuklarına dinletsinler.

Diyanet Radyo, Kur’an Radyo, Risalet Radyo’yu, televizyonumuzdaki çocuk programlarını ve Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürlüğünün çocuklara yönelik yapmış olduğu yayınları takip etmelerini özellikle tavsiye ediyorum. Çocuk Dergimiz, Cim Dergisi gibi benzer materyallerimizi, çocuk kitaplarımızı takip etsinler. Diyanet Aile Dergimiz çok önemli.

Aile ile ilgili yaptığımız pek çok çalışma var. Ülkemizin 438 noktasında Aile İrşat Bürolarımız var. Aile İrşat Bürolarımızda Aile Rehberlik Vaizlerimiz var, ADRB diyoruz. Türkiye'nin 81 ilinde ve büyük ilçelerimizde 438 noktada. Yine aile setlerimiz var, Dini Yayınlar Genel Müdürlüğümüzün çıkardığı. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları'ndan çıkan aile kitaplarımız var. Dijital dini yayınlarımızda bunlardan var, okumak isteyenler oradan indirip okuyabilirler, dinlemek isteyenler tıklayıp dinleyebilirler, izlemek isteyenler bazı özellikle televizyonda yapmış olduğumuz programların çeşitli bölümleri, seçme bölümleri var, tıklayıp izleyebilirler. Diyanet İşleri Başkanlığı hem çocuklarımız için hem gençlerimiz için, mesela gençler için çıkardığımız Geçerken Dergimiz var, gençlerle buluşmuş olması çok önemli idi. Ailenin bütün fertlerini dikkate alan yayınlar yapıyoruz. Hem görsel yayınlar hem kitap, dergi olarak, basılı yayınlar, dijital yayınlar, elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.”

Dizi yapımcılarını aile konusunda dikkatli olmaya davet eden Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Bugün pek çok televizyon var, iletişim vasıtaları var, diziler var. Dizilerin ne kadar etkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Örf, adet, gelenek, görenek, ilkelerimiz, bu konuda da bu dizi yapımcılarının, dizi oyuncularının dikkat etmeleri gerekiyor. Onların ailede olmasını istediğimiz ilkelere, prensiplere aykırı olarak o dizilerde görsel haline getirdikleri ve sürekli tekrarladıkları davranışlar artık çocukların zihnine yerleşiyor ve normalleşiyor. Yani yanlışsa, yanlışları tekrar ederek normal hale getirmek, normalleştirmek doğru değil. Buna hem dizi yapımcılarının hem televizyon yöneticilerinin çok dikkat etmesi lazım. Çünkü biz ailemizi, aileyi korumak zorundayız. Onların da bu konuda çok duyarlı olmaları gerektiğini ben özellikle ifade etmek istiyorum.” uyarısında bulundu.

Başkan Erbaş, konuşmasının sonunda, dünyanın dört bir yanından yayına katılan herkese selam ederek, “Cenab-ı Hak, bulunduğunuz yerlerde güzel, sağlam aileler kurmayı ve kurduğunuz aileleri sağlıklı bir şekilde devam ettirmeyi nasip eylesin inşallah.” niyazında bulundu.

Seher Erbaş: “Huzur, her insanın arayışı, duası, isteği”

Aykut Burak Şimşek’in, “Huzurlu bir aile ortamını kurabilmek için anne ve babalara ne gibi tavsiyelerde bulunabiliriz?” sorusuna cevap veren Seher Erbaş, şunları söyledi:

“Huzur önemli bir kavram. Huzurun merkezi ailemiz aslında. Ailede huzur olmadığı zaman çocuklar da ona göre yetişiyor. Huzur, her insanın arayışı, duası, isteği Allah’tan. Günümüz modern dünyasında ailede huzur açısından maalesef sıkıntılarımız var. Nispeten bizim ülkemizde aile yapısı daha güçlü ama dünyanın birçok yerinde aile kavramı neredeyse yok olmakta. Açık ve kesin olarak şu ki, aileye huzur getirecek olan da biziz, anne ve babalar. Huzurlu bir aileye sahip olmak için emek vermek zorundayız. Bu nasıl olacak ve aileyi nasıl huzurlu hale getireceğiz? Huzurlu bir aile için pek çok kavramdan bahsetmemiz gerekiyor aslında. Misal vereceksek, adalet, sorumluluk, fedakarlık, değer verme. Bu saydığım kavramlar hep karşılıklı. Sadakat çok önemli, istişare, anlayış, sevgi, saygı….”

“Ben değil, biz”

Sorumluluk sahibi olmanın ailede çok önemli olduğuna işaret eden Erbaş, “Eşlerin birbirlerine ve evlerine sorumlulukları olduğunun bilincinde olmaları ve ona göre davranmaları gerektiğini düşünüyorum. Aile olduğumuzda artık tek başımıza değiliz. Aile kurulduğu zaman eşlerin birbirine karşı sorumluluğu başlıyor. Evlendiğimizde sorumluluğu alıyoruz, sorumlu oluyoruz, ben değil, biz oluyoruz. Kendi hayatıma bakınca biz olmanın çok güzel bir şey olduğunu düşünüyorum.

Gençlerin evlenmeyi çok fazla ertelememeleri tavsiyesinde bulunan Erbaş, “Yüksek lisansımı yapayım, doktoramı tamamlayayım, fakat yaş ilerliyor, anne olma yaşı ilerliyor. Halbuki çocuklarla birlikte yapılabilir mi? Bir çok örnek var, çocukları ile birlikte okuyup bu işleri başarabilen birçok insan var etrafımızda. Söylemek istediğim şu; bir şeyleri birlikte yapmak, mutluluğu yakalamak oluyor diye düşünüyorum. Birlikte ev kurmak, birlikte ev sahibi olmak. Şimdi bir şeylere çabucak sahip oluveriyor, onun mutluluğunu yakalayamıyor.” diye konuştu.

“İstişare oldukça ailede huzur hakim olmaya başlıyor”

Evlilikte istişarenin çok önemli olduğunun altını çizen Erbaş, “Eşimizle danıştıkça, paylaştıkça iletişimimiz de güçleniyor. Bu paylaşımlar aynı zamanda aile bağını da güçlü kılıyor. Bunun neticesinde muhabbet artıyor. İstişare oldukça muhabbet de artıyor, ailemizde huzur hakim olmaya başlıyor. İstişare edildiği zaman pek çok hayır ve bereket beraberinde geliyor.” dedi.

Ailede değer verme kavramıyla ilgili konuşan Erbaş, “Birbirinize, düşüncelerinize, alışkanlıklarınıza değer vermek çok önemli. Ben bütün ailelere şunu söylemek istiyorum; karşılıklı birbirinize verdiğiniz değeri ve sevginizi kalbinizde hapsetmeyin, onu söyleyin. Çünkü bu söyledikçe karşılıklı olarak artıyor. Söyleyelim ve aynı zamanda da hissettirelim. Bazen söylemiyorsunuz ama hissettiriyorsunuz. Eşiniz hasta olduğu zaman başından ayrılmayarak hiç konuşmasanız bile onla ilgilenmeniz bile o sevginizi alıyor zaten, hissediyor. İnsanoğlu böyle sevgiye akıyor çünkü. Rabbim o şekil yaratmış bizi, sevgi ile harmanlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Günümüz dünyasında ayrı odalarda tek başına yaşayan ailelerin olduğuna değinen Erbaş, bu konuda anne babalara önemli görevler düştüğüne işaret etti. Anne babaların çocuklarla iletişim halinde olmaları gerektiğini söyleyen Erbaş, bu hususta sevgi dili, hal dili, anlayış dili ve tutarlılık dili gibi kavramların önemli olduğunu vurguladı.

Çocuklara bağırarak, kızarak değil, sevgi dili ile yaklaşılması gerektiğini kaydeden Erbaş, “Çocuğun manevi gıdası, sevgi. Mutlaka sevgimizi söylemeliyiz, ilgilenmeliyiz. Çocuklarımızı kaybetmeyelim. Sevgiyi dışarıda aramasınlar. Ailede sevgi görmeyen çocuklarımız sevgiyi dışarıda arayabiliyor, yanlış yollara gidebiliyorlar. Çocuk sevgiyi gördüğü zaman ailesine daha çok bağlanır. Sevginizi verdiğiniz zaman çocuk size güvenir. Güvendiği için de dışarıda belki kötü bir olay da yaşasa sizin sevginize, güveninize inandığı için annem, babam beni herhangi bir sıkıntılı durumda azarlamaz deyip size gelip konuşur ve anlatır, siz de hal çaresine bakarsınız. Çocuğa karşı anlayış dili de çok önemli. Zaten çocuk çocuktur, yani çocukluğunu yapacaktır. Bizim gibi davranmasını beklememiz yanlış olur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Annelik, çok büyük bir fedakarlık”

Sunucunun, Seher Erbaş’a, çalışmayıp çocukları kendisinin büyütmeyi tercih etmesini sorması üzerine Erbaş, “Annelik gerçekten çok ağır bir meslek, yani öyle fedakarlık isteyen, uykusuz geceler, yorgun gündüzler, kolay değil. Biri okula gidiyor, biri geliyor. Bunları hep koordine edeceksin, sevdikleri yemekleri hazırlayacaksınız, her bir çocuğun karakteri farklı farklı, ona göre hareket edeceksiniz. Çok büyük bir fedakarlık annelik. Onun için ben çocuklarımı büyütmeyi tercih ettim. Şimdi baktığım zaman dördüne de baktım o zaman, iyi ki öyle yapmışım diyorum. Ama bu, çalışan anneler yanlış yapıyor demek değil, bu bir ihtiyaç. İhtiyaç sahibi oluyor, çalışması gerekiyor, yapacak bir şey yok.” şeklinde konuştu.

Çocukları dijital dünyanın tehlikelerinden korumak için çocuklarla vakit geçirmek gerektiğini söyleyen Erbaş, şunları söyledi:

“Birlikte kaliteli vakit geçirmek gerekiyor evde. Ayrı ayrı odalarda değil, birlikte ve ortak alanda. Mutlaka yemekler. Çocuk alıyor tabağını odasına çekiliveriyor.

Sadece gençlerimiz de değil yani ileriki yaşlarda da. Bazen bir bakıyorsunuz, evde 5-6 kişi birlikte oturuyor, herkesin elinde telefon, çok acı. Zaman zaman kendim bizzat herkesin elinden telefonu topluyorum. Bu güzel bir yöntem hakikaten. Tabiki de bunun bir sınırı olmalı, tabiki de sosyal medyayı takip edeceğiz. Bizler, gençler için söylüyorum ama bunun bir sınırı olmalı. Bunu engellemek değil de bunu nasıl aza indirmeli, doğru yönlendiririz.

Mutlaka takip etmeniz gerekiyor çocuklarımızı. Nelerle haşır neşirler, hangi sitelere giriyorlar, kimleri takip ediyorlar, kimlerle görüşüyorlar? Tabi yine sevgi dili giriyor araya. Bağırarak, kızarak onları takip etme. Onlar gibi mi olacaksın, sen ne yapıyorsun, falan böyle değil, daha güzel bir dille. Yavrucuğum, evladım, bunlar hem bu dünyada hem öte dünyada fayda getirmiyor diye. Özellikle tabiki annelere çok iş düşüyor. Güzel bir şekilde takip etmemiz gerekiyor. Neleri takip ediyorlar, hangi sitelere giriyorlar, onlara hiç bir katkıda bulunmadığını yani hep çocuklardan bir şeyler alıp götürmek için kurulan sayfalar olduğunu bir hayır, bir bilgi öğretmediğini güzel bir dille. Tabi ilk önce bunu biz anne babalar yapacak. Yani akşam olduğu zaman elimize telefonu alıp bir yerlere çekilmeyerek.”

Birlikte kitap okuma saati, birlikte Kur'an okuma gibi faaliyetler yapılmasının faydasının altını çizen Erbaş, “Hem de çok keyifli olur, yanlışlar varsa düzeltilebilir. Mesela Hadislerle İslam kitabı birlikte okunabilir. Mesela Başkan Bey yayınlardan bahsetti. Geçerken Dergisi o kadar akıcı o kadar herkesin anlayabileceği bir dille yazılıyor ki. Sadece gençler değil, anneler, babalar için de tavsiye ediyorum. Diyanet Dergisi de hakeza. Bunları çocuklarımızla birlikte okuyabiliriz.” dedi.

Çocuklara güzel davranışları kızmadan, güzel bir şekilde öğretmek gerektiğini ifade eden Erbaş, “Birlikte yemeğe geçmek, birlikte babanın işten eve gelmesini beklemek, babayı birlikte karşılamak, bunlar bizim kaybettiğimiz güzel adetlerimiz. Bu böyle olmalı, baba eve geldiği zaman birlikte karşılanmalı, hoş geldin denmeli, birisi ceketini almalı, birisi terliğini vermeli. Bizim gördüğümüz ve bizim yaptığımız şeylerdi bunlar. Bizler öyle yetiştirildik, öyle büyütüldük elhamdülillah. Çocuklarımız da tabii ki de bunu yapmıyorlar demiyoruz, bunları yapıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Çocukların büyüklerine karşı nasıl davranması gerektiğini de onlara hal dili ile öğretmek gerektiğini aktaran Erbaş, sözlerinin sonunda, “Allah bütün aileleri, gençleri, çocuklarımızı, aile birliğini, bütünlüğünü muhafaza etsin.” niyazında bulundu.